Adli Sesbilim ve Adli Konuşma Bilimi

ADLİ SESBİLİM (Forensic Phonetics), dilbilimcilerin ve sesbilim uzmanlarının adli amaçlar doğrultusunda sesbilim araştırmalarında ya da adli davalara ışık tutabilecek ilgili soruşturmalarda kullanılmalarıdır.
Sesbilimcilerin bu tür araştırmalarda ve soruşturmalarda üzerinde çalıştıkları konular ana hatlarıyla:
• Ses kalitesi düşük olan kayıtların deşifre edilmesi
• Tartışmalı ifadelerin analizi
• Konuşmacı davranışının değerlendirilmesi
• Konuşmacı profili çıkarma
• Konuşmacı tanımlama
• Tanık vasıtasıyla konuşmacı tanımlamadır.

A. Konuşmacı Profili Çıkarma:

• Konuşmacının cinsiyeti, yaşı, bölgesel- sosyal altyapısı ve bireysel farklılıkları (patolojik kaynaklı söyleyiş bozuklukları) üzerinde durulur.
• Sesbilimsel ve dilbilimsel analiz gereklidir.
• Sonuçların kesinlik derecesi materyalin uzunluğuna, kalitesine, analizcinin bu alandaki deneyimine ve betimlenebilen dialektolojik bilginin yeterliliğine göre değişkenlik gösterir.

B. Konuşmacı Tanıma:

• Adli sesbilimcilerin üzerinde çalıştıkları ana konudur. Dünyanın birçok ülkesinde adli davaların %70’i konuşmacı tanıma üzerinedir.
• Suça konu olmuş kayıttaki bilinmeyen kişinin ses kaydı ile (gizli ses kayıtları, telefon dinleme) şüphelinin bilinen ses kaydı (polis sorgusu) karşılaştırılır.
• Konuşmacı tanıma işlemi dünyada üç farklı yöntemle gerçekleştirilir. Bunlar sesizi yöntemi, otomatik konuşmacı tanıma yöntemi ve sesbilimsel-akustik yöntemdir.
• Sesizi yöntemi dünyanın bazı ülkelerinde uygulanmasına rağmen günümüz akademik dünyasında geçerliliğini çoktan yitirmiştir. Bunun nedeni konuşmanın sadece kişiye özel değil; her konuşma davranışının kendine göre özel olmasıdır. Konuşmadaki hiçbir özelliğin sürekliliği yoktur. Bir kişinin sesi kendi içersinde çok fazla değişkenlik gösterebilir. Örneğin, fısıldama, bağırma, soğuk algınlığı, duygusal durum, alkol ve uyuşturucu kullanımı kişinin sesinde değişikliğe sebep olabilen önemli faktörlerden olduğu gibi, kayıt türü (telefon, digital) de kişinin sesinde önemli değişikliklere sebep olmaktadır.
• Otomatik konuşmacı tanıma sistemlerinde ise, karmaşık akustik sinyaller matematiksel bir modele dönüştürülmüştür. Çok soyuttur ve bireysel sesbilimsel verilerle doğrudan alakalı değildir. Bilgisayar referans modellerle yeni ses örneğinin karşılaştırmasını yapar ve sonuca kendi matematiksel sistemi içersinde ulaşır. Çok başarılı sonuçlar veren otomatik konuşmacı tanıma sistemleri bulunmaktadır fakat bütün bu sistemler laboratuvar ortamında alınmış temiz kayıtlar üzerinden işlem yapmaktadır. Halbuki bilindiği gibi adli davalara konu olan ses kayıtları genellikle anlaşılması zor, kötü olarak tabir edilebilecek düzeydeki kayıtlardır. Bu nedenle bu sistemler henüz tek başlarına kullanılabilecek kadar güvenilir değildirler.
• Sesbilimsel-akustik yöntem ise günümüzde en güvenilir yöntemdir. Konuşma bütün bileşenleriyle incelenir: sözdizimi, kelime kullanımı, sesbilim, akustik, vurgu, tonlama, ritim vs.

B.1. Konuşmacı tanıma süreci:

• Kayıtlardaki ilgili bütün sesbilimsel ve dilbilimsel veriler analiz edilir.
• Analiz işitsel (auditory) ve akustiktir.
• Bilinen konuşmacının özellikleriyle (B) bilinmeyen konuşmacının özellikleri (X) benzerlikleri ve farklılıkları değerlendirmek için karşılaştırılır.
• Kayıtların birbiriyle olan tutarlılığı tanımlanır.
• Tutarlılığı sağlayan öğelerin toplumun diğer bireylerine kıyasla ne kadar ayırt edici olduğu belirlenir ve toplumda fazla görülmeyen özellikler üzerinde durulur. En iyi özellik, kişiler arasında büyük farklılıklar gösteren ama kendi içerisinde az oranda değişkenlik gösterendir.
• Tek bir özellik bir kişiyi tanımlamada yeterli olmaz. İncelenen özellikler kişiye göre değişkenlik göstermektedir. Her bir davada onlarca bileşen incelenmektedir.
• Konuşmanın karmaşık yapısı nedeniyle tanımlama prosedürü genellikle kanıt yerine ölçümlü bir değerlendirme raporu olarak sonuçlanır.

İdeal olan sesbilimsel bir öğeyi parmak izi ya da DNA profili kesinliğinde tanımlayabilmektir ama ne yazık ki böyle bir durumdan bahsetmek mümkün değildir. Ne kadar da bir kişinin konuşmasını diğer bireylerden ayırabilecek yeterlilikte tek bir karakteristik özellik olmasa da, bazı özelliklerin kullanımı nispeten başarılı tanımlamalara altyapı oluşturmaktadır. Sonuç itibariyle, kanıt olarak ses kaydı her zaman destekleyici diğer delillerle birlikte kullanılmalıdır.

C. Tanık Vasıtasıyla Konuşmacı Tanıma:

• Prosedür konuşmacı tanımlama süreciyle benzerlik gösterir fakat bu durumda analizi yapması gereken kişi tanıktır.
• Çoğu araştırma bu süreçte sesbilim konusunda uzman olmayan bir kişinin bir sesbilimciden farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur çünkü tanığın performansını etkileyecek birçok unsur mevcuttur.Dinleyicinin sese olan yakınlık derecesi, sese maruz kalmanın aktif (karşılıklı konuşma) ya da pasif (sadece duyulması) olması, kayıt örneğinin analiz alanının sınırları (direkt duyulması ya da telefondan işitilmesi), sese maruz kalınması ve ses tanıma süreci arasındaki sürenin uzunluğu bu unsurlar arasında sıralanabilir. Bu tür davalarda yapılması gereken, bir sesbilimcinin hazırlayacağı testler doğrultusunda tanığın güvenilirliğini test etmek ve daha sonra tanığın güvenilirlik derecesine göre konuşmacı tanıma prosedürüne geçmektir.

Bir analizci hem savcılık hem de savunma adına çalışabilir. Unutulmaması gereken nokta analizi yapan sesbilimci davayı kendi tarafı için kazanmaya çalışan kişi değildir. Görevi; objektif bir biçimde verileri ortaya koymaktır.

Kaynakça:

Baldwin, J. and French, J.P. (1990) Forensic Phonetics. London: Pinter.

Braun, A. and H. Künzel (1998) Is forensic speaker identification unethical – or can it be unethical not to do it? Forensic Linguistics 5(1), 10-21.

Broeders, A. (1996) Earwitness identification: common ground, disputed territory and uncharted areas. Forensic Linguistics 3(1), 3-13.

Broeders, A. (1999) Some observations on the use of probability scales in forensic identification. Forensic Linguistics 6(2), 228-241.

Broeders, A. and A. Rietveld (1995) Speaker identification by earwitnesses. In J-P. Köster & A. Braun (eds) Studies in Forensic Phonetics. Trier: Trier University Press.
Butcher (2002) Forensic phonetics: issues in speaker identification evidence. Paper presented at the Inaugural International Conference of the Institute of Forensic Studies: ‘Forensic Evidence: Proof and Presentation’, Prato, Italy.

Clark, J. & Foulkes, P. (2007) Identification of voices in disguised speech. The International Journal of Speech, Language and the Law 14(2), 195-221

French, J. P. and Harrison, P. T. (2007) Position Statement concerning use of impressionistic likelihood terms in forensic speaker comparison cases. The International Journal of Speech, Language and the Law 14.1: 137-144.

Foulkes, P. & French, J.P. (2001) Forensic phonetics and sociolinguistics. In Mesthrie, R. (ed.) Concise Encyclopedia of Sociolinguistics. Amsterdam: Elsevier Press. pp. 329- 332.

Nolan, F. (1997) Speaker recognition and forensic phonetics. In W.J. Hardcastle and J. Laver (eds), A Handbook of Phonetic Sciences. Oxford: Blackwell.

Görüntülenme: 849