Forensic Civciv

Mala Gallina Malum Ovum

Seçim Sonuçları Nasıl Değiştirilebilir?

Bilgisayar sisteminden seçim sonuçlarını değiştirmek mümkün müdür? önlemleri nelerdir

X bir ilçeden girilen bir bilgi merkeze gelene dek elektronik yolda (yani iletişim ağında) “değişebilir”. Ve bunu ne YSK, ne SEÇSİS ne de bu altyapıyı kuranlar bilebilir. Bunu anlamanın tek bir yolu var. O da açıklanan verilerle sandık başında not edilen bilgilerin aynı olup olmadığını sandık bazında kontrol etmektir.

Binlerce sandıktaki oyların ve tutanakların değiştirilmesi için bu kadar süre yeter mi? Eğer bir değiştirme söz konusu ise doğaldır ki değiştirilmiş oy adetlerinin sandık bazında ne kadar olacağı da seçim gecesi belirlenmez. Bunun altyapısı önden tespit edilir. Hal böyle olunca her bir sandık için gerekli olan tüm oylar ve tutanaklar önden hazırlanır. Seçimi izleyen günlerde yapılacak iş sadece torbaları ve tutanak kâğıtlarını değiştirmek şeklinde olacaktır.

22 Temmuz’da yapılan genel seçimlerin sonuçlarının beklenenden erken açıklanması, AKP beklentilerin üzerinde oy almasaydı belki de YSK’nın önemli bir başarısı olarak değerlendirilecekti. Ancak kamuoyu şimdi tam tersine acaba seçim sonuçlarına hile mi karıştı tereddütü yaşıyor. Hele bir de işin içine tam anlaşılmayan bilgisayar teknolojisi girince “tamam işte” deniyor “bu işin içinde mutlaka bir iş vardır”.

Bilgiden çok fikirlerin ön planda olduğu ülkemizde “bir iş vardır” ya da “bir iş yoktur” fikrini desteklemek üzere bir şeyler yazmak yerine, bu işin ne olduğunu anlamaya çalışacak şekilde bilgilendirici bir şeyler kaleme almanın daha uygun olacağını düşünüyorum.

Bu tür birden çok mekân, kişi ya da grubun sorumluluğundaki süreçlerde sürecin herhangi bir parçasını suistimal etmek ya da hatalı icra etmek oldukça kolay. Resmi bir dille yorumlamak gerekirse buna “operasyonel risk” denir. Şimdi oyların değerlendirme sürecini ve olası operasyonel riskleri kısaca bir inceleyelim:

OPERASYONEL RİSKLER

1. Oy Kullanımı: Herkes kayıtlı olduğu sandıkta oyunu atar ve oy zarfları sandık komisyonu tarafından açılır, sayılır, tutanak oluşturulur. İşin başlangıcında sandığın içinin boş olduğunu varsayarız. En azından sandık kurulu gerekli kontrolleri yaparak bunu garanti eder. Ya etmezse?

O zaman sandık açıldığında büyük bir olasılıkla kayıt listesindeki imza adedinden (yani fiilen gelip oy kullanmış kişi adedinden) daha çok sayıda zarf çıkar. Bu durumda sandık kurulu ne yapar? Herkesi tek tek arayıp gelin yeniden oy kullanın mı der? Hayır. Daha ziyade yapılan şudur: Kaç tane fazla zarf çıktıysa, zarfları açmadan önce rastgele o kadar zarfı seçer ve onları açmadan imha ederler. Bundan da kimseye bahsetmezler.

Bu durumda sandığın içine diyelim ki fazladan kırk tane zarf eklenmiş olsa (doğal olarak içindeki oylar bu işi yapan partiye ait olacaktır) imha etmek üzere rastgele seçilen kırk zarfın tamamının bu hileyi yapan partiye oy vermişlerden çıkma olasılığı çok düşüktür. Böylece her durumda o parti fazladan oy kazanılmış olur.

Bir başka olasılık da şudur: Herkes oy atmaya gitmiyor. Diyelim ki bir sandıktaki 175 kişiden sadece 100 tanesi oy atmaya geldi. Ya kalan 75 kişi de gelip oy atmış gibi bir senaryo gerçekleştirilirse? (75 sahte imza ve sandığa atılacak 75 zarf bunun iş için yeterlidir).

2. Oy Sayımı: İmza adedi ile zarf adedi tuttuktan sonra zarflar açılır ve tek tek partilere ve bağımsızlara taksim edilir. Sonra da her partinin ve bağımsız adayın aldığı toplam oylar belirlenir, tutanak tutulur, imzalanır ve bir üst kurula (ilçe seçim kurulu) teslim edilmek üzere yola çıkılır.

İmzalanmış tutanağın zarflardan çıkan oylarla birebir olup olmadığı ne malum? Ya ben 11 yazıyorum derken 77 yazarsam? Diğer partilerin de 66 oyunu yersem? Ya da A partisinin oy sayısını B partisinin hanesine yazarsam? Sandık kurulundaki kişilerin kontrolüne kalmış iş.

3. Tutanakların Teslimi: Tutanaklar ilçe seçim kuruluna teslim edilmeye gidildi. İlçe seçim kuruluna teslim edilen tutanakla, sandığın başında imzalanmış tutanağın aynı olduğu ne malum? Ya yolda giderken bir vesile ile tutanaklar (oyların içinde durduğu torbayla birlikte) değiştirilirse? İmzaları kim kontrol edecek? Yeter ki toplam oy sayısı doğru olsun. Partilere göre dağılımının doğruluğunu kontrol etmek için oyların tek tek yeniden incelemesini gerekir ki bu çok uzun iş. Hatta oy torbası da değiştirilmişse kontrol yapılsa bile çelişkili bir durum çıkmayacaktır ortaya.

BİLGİSAYARA GİRME VE YOLDA DEĞİŞTİRME

4. Tutanakların Bilgisayara Girilmesi: Nihayet, önceki seçimlerden farklı bir noktaya geldik. İlçe Seçim Kurulu’na teslim edilen tutanağın bilgisayara girilmesi. Pratikte bu iş nasıl yapılır? Herhalde birisi tutanaktaki sayıyı okur, diğeri de bilgisayar ekranından girer.

Peki tutanakta yazılı olanların bilgisayara hatasız, eksiksiz, değiştirilmeden girildiğini kim garanti edecek? Bilgisayar mı? YSK’nın SEÇSİS sistemi mi? Hayır. YSK başkanı da konuyu biraz sıradanlaştırmak için, “bu tür maddi hatalar yapılmış olabilir” diye beyanat verdi. Ancak öyle bir ses tonuyla söyledi ki bu tür hataların genel resmi değiştirmeyecek kadar az olduğunu vurgulamak istedi.

Peki bunu nereden bileceğiz? Elimizde önceki yıllarda yapılmış maddi hata istatistiği var mı? Örneğin YSK şöyle diyebiliyor mu: Önceki yıllarda sandık adedi açısında yüzde şu kadar, toplam oy adedi açısından yüzde şu kadar maddi hata yapma oranı vardı. Bu seçimde ise bu oranlar şu kadardır?

Yok. Neden? Çünkü bunlar sonucu değiştirmeyecek derecede önemsiz bilgiler (mi acaba?)

Şimdi gelelim sandık bilgilerinin bilgisayara girdikten sonra başına neler gelebileceğine.

5. Elektronik Yolda Değiştirme: Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki dünya üzerinde şu an yüzde yüz güvenli herhangi bir bilgisayar sistemi teorik olarak olamaz. SEÇSİS’in güvenlik standardlarını bilmiyorum ancak şu bir gerçek ki çok güvenilir ulusal bazı kurumların çıkıp teyit etmediği sürece SEÇSİS sisteminin dışarıdan bir müdahaleye açık bir sistem olduğunu düşünmemek için hiçbir neden yok.

Kısacası şu: X bir ilçeden girilen bir bilgi merkeze gelene dek elektronik yolda (yani iletişim ağında) “değişebilir”. Ve bunu ne YSK, ne SEÇSİS ne de bu altyapıyı kuranlar bilebilir. Bunu anlamanın tek bir yolu var. O da açıklanan verilerle sandık başında not edilen bilgilerin aynı olup olmadığını sandık bazında kontrol etmektir.

Dikkat edilirse “not edilen” diyorum. Çünkü resmi tutanakların, oy torbalarının merkezdeki bilgiler çerçevesinde “düzeltilmiş” olması için yeterince zaman geçti. Hatta sandıklardan çıkan oy pusulaları bile şimdiye dek resmi sonuçları destekleyecek şekilde düzeltilmiş olabilir. O nedenle bu saatten sonra resmi kayıtlarda bir çelişme çıkacağını beklememek gerekir.

O halde bu açıdan geriye kalan şey parti temsilcilerinin gayri resmi aldıkları notlar olabilir. Sandık tutanağı tutulurken belirlenmiş olan sayılar yani. Eğer bunlar not edilmediyse ya da parti temsilcileri not etmedikleri halde “sorun çıkarmak için” bizim aldığımız notlara göre oylar değiştirilmiş derlerse ne olacak? Hangisi doğru? İşin içinden çıkılamaz.

OYLAR YOLDA DEĞİŞTİRİLEBİLİR

Oylar “yolda” nasıl değiştirilebilir? Burada çok çeşitli risk faktörleri var. En azından şunu bilmekte fayda var ki bugün dijital ortamda yapılan tüm internet, e-posta, telefon ve faks trafiği ABD ve bazı müttefiklerinin finansmanı ile kurulmuş olan sistemler sayesinde “izlenebilmekte”. İzlemenin de ötesinde gerekirse birer kopyası “yoldayken” alınabilmekte.

Tabii bu “yolda başına kaza gelmesi” olayı sadece bu tür devasa sistemlere sahip olanlar tarafından yapılabilecek bir şey değil. Sistemi kıran herhangi bir kişi ya da ekip de benzer bir müdahalede bulunabilir.

Buraya kadar sıralanan risk faktörleri her ne kadar olası ise de yine de çok amatörce. Çünkü işin içine çok fazla insan giriyor – düşünün binlerce sandık var. Ya da uluslararası boyutta bir krizin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Daha “temiz” bir çalışma merkezde gerçekleştirilebilir. Bunun için illâ ki merkezdeki YSK birimlerinin işin içinde olması gerekmez. Çok değer verdiğimiz sandıklardaki oy adetleri sonuçta bir bilgisayarda duran bir veritabanındaki basit sayılardır. Bu veri tabanının komple değiştirilmesi çok zor değil.

Burada belki de üstünde durulacak en kritik konu değiştirilmiş sonuçlarla, sonuçlara baz teşkil eden sandıklardan çıkan oy adetlerinin karşılaştırılması.

İKİ ÖNEMLİ NOKTA

Birincisi ; ciddi anlamda hiçbir partiden seçim sonuçlarına itiraz gelmedi (ya da geldi de medya sağolsun biz bilmiyoruz). Bu en azından şu anlama gelebilir: Partiler de kendi gözlemcilerinin elde ettikleri bilgilere göre ortaya çıkan tablo konusunda mutabık. Ya da bu önermeye iki alternatif üretilebilir: Birincisi partiler sandık başlarındaki görevleri ciddiye almadı ve kıyaslama yapacak verileri not etmedi (o nedenle de ellerinde itiraz etmeye taban teşkil edecek bir done yok). İkincisi hangi parti olursa olsun herkes bu oyunun içinde. Sonuçlara itiraz etmemeleri gerektiğini engin siyasi deneyimleri çerçevesinde anlamış durumdalar (bu artık ne anlama geliyorsa).

İkinci önemli nokta ise sandık tutanakları ve sandıklardan çıkan oyların, (olası) değiştirilmiş sonuçlara göre değiştirilecek kadar zamanın geçmiş olması. Eğer oy adetleri ve tutanakların değiştirilmiş olduğu ispat edecek bir delil yoksa en azından resmi anlamda bir değiştirme yapıldığını ispat etmek oldukça zor (burada araştırılabilecek tek şey kalıyor: Tutanakların altındaki imzaların doğruluğu ve adedi).

O halde şu soru akla gelebilir: Binlerce sandıktaki oyların ve tutanakların değiştirilmesi için bu kadar süre yeter mi? Eğer bir değiştirme söz konusu ise doğaldır ki değiştirilmiş oy adetlerinin sandık bazında ne kadar olacağı da seçim gecesi belirlenmez. Bunun altyapısı önden tespit edilir. Hal böyle olunca her bir sandık için gerekli olan tüm oylar ve tutanaklar önden hazırlanır. Seçimi izleyen günlerde yapılacak iş sadece torbaları ve tutanak kağıtlarını değiştirmek şeklinde olacaktır.

Yukarıda sıralanan basit operasyonel risklerden komplo teorilerine konu olacak ciddiyete dek uzanacak geniş bir yelpazedeki olası müdahalelerden biri ya da bir kaçı 22 Temmuz seçimlerinde uygulanmış olabilir mi? Bu konuda yorum yapmak zor.

Ancak şu konuda yorum yapmak daha kolay: Şimdiye dek yapılmış seçimlerde herhangi bir değiştirme ya da hile yapmış olmama olasılığı nedir? Şimdiye dek yapılmış seçimlerin “temiz” olduğunu bize kim garanti ediyor?

Seçim sonuçlarının hızlı bir şekilde duyurulmuş olması 22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarına gölge düşürmek için yeterli mi? Ya da YSK’nın bu seçime kısmi bir bilgisayar sistemi ile girmiş olması?

Bence yeterli değil.

Ancak elimizde geçmiş seçimler de dahil olmak üzere yeterince bilgi olmadığı için bugün karşımıza çıkan tablo konusunda herkes fikir beyan edebiliyor. Bilgi fikirleri belli bir hizaya getirme konusunda güçlü bir olgudur (doğru ve yanlış diye). Yeter ki nesnel olsun. Böyle bir nesnel bilgiye sahip olmadığımız sürece en doğrusundan en yanlışına kadar her türlü fikir kendisine alıcı bulacaktır. Çünkü hepimizin görmek istediği bir tablo var. Hal böyle olunca da hangi fikir görmek istediğimiz tabloyu bize gösterme sözü veriyorsa, o fikre sarılmayı tercih ediyoruz.

Kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknik

9 March 2010 at 18:43 - Yorumlar

Dr. Linus Sneak Peek 2

9 March 2010 at 16:03 - Yorumlar

Depremler ve Karıncalar

Close
dunyadaturkiyeninhali

http://www.dkos.org/istanbul.html

9 March 2010 at 15:48 - Yorumlar

Tbp.Kd.Ütğm.Motorola DROID

4 March 2010 at 18:27 - Yorumlar

Software sniffs out criminals by the shape of their nose

Forget iris and fingerprint scans – scanning noses could be a quicker and easier way to verify a person’s identity, according to scientists at the University of Bath.

With worries about illegal immigration and identity theft, authorities are increasingly looking to using an individual’s physical characteristics, known as biometrics, to confirm their identity.

Unlike other facial features used for biometrics, such as eyes or ears, noses are difficult to conceal and also aren’t changed much by facial expression.

Dr Adrian Evans and Adrian Moorhouse, from the University’s Department of Electronic & Electrical Engineering, decided to investigate whether images of people’s noses could be used to recognise individuals.

They used a photographic system called PhotoFace, developed by researchers at the University of the West of England (Bristol) and Imperial College London, to scan the 3D shape of volunteers’ noses and used computer software to analyse them according to six main nose shapes: Roman, Greek, Nubian, Hawk, Snub and Turn-up.

Instead of using the whole shape of the nose, the researchers used three characteristics in their analysis: the ridge profile, the nose tip, and the nasion or section between the eyes at the top of the nose.

A ratio is calculated from three measurements of the nose – this ratio is used to identify the individual from the database

They combined the curvature of the ridge with the ratios of the tip and nasion widths and ridge length. This combined ratio was then used to distinguish between a database of 36 people.

Whilst the researchers used a relatively small sample, they found that nose scanning showed good potential for use as a biometric, with a good recognition rate and a faster rate of image processing than with conventional biometric techniques such as whole face recognition.

Dr Evans said: “Noses are prominent facial features, and yet their use as a biometric has been largely unexplored. We wanted to find out how good they could be at recognising individuals from a database.

”There’s no one magic biometric – irises are a powerful biometric, but can be difficult to capture accurately and can easily be obscured by eyelids or glasses.

“Noses, however, are much easier to photograph and are harder to conceal, so a system that recognises noses would work better with an uncooperative subject or for covert surveillance.

“We’ve only tried this on a small sample of people, but the technique certainly shows potential, perhaps to be used in combination with other identification techniques.”

Professor Melvyn Smith led the team at the University of the West of England (UWE) who developed the PhotoFace system.

He said: “This collaborative project with Bath is very exciting work with great potential. PhotoFace is an innovative 3D face data capture system developed as part of an EPSRC funded project involving UWE, Imperial College, the Home Office (Scientific Development Branch) and General Dynamics Ltd.

The system takes several photos lit with a flash from different angles, throwing shadows on the face

“It works by taking photos lit by a flash from several different angles so that four images are taken in very rapid succession of every point on the face, each under different controlled lighting conditions.

“The technique is known as photometric stereo and UWE’s Machine Vision Laboratory is one of only three UK centres with expertise in this area. The software then works out the colour, surface orientation and depth of each point on the face by analysing the shading within each of the photos.

The software analyses the shadows and works out coordinates for each point on the face

“The technique is able to achieve a level of detail that is beyond current competing technologies and can be extended to a myriad of other applications, ranging from industrial surface inspection to cosmetics.”

The researchers plan in the future to build up a larger database of noses to test and refine the software to see if it can pick out individuals from a larger group of people, or distinguish between relatives from the same family.

4 March 2010 at 00:43 - Yorumlar

Ne Kadar Kötüsün!!!

Close
cal

3 March 2010 at 21:33 - Yorumlar

Ortadoğu ve Balkanlar’daki bilişim suçları İstanbul’dan takip edilecek

Close
mert_ortac

Bir yıl içerisinde tamamlanması öngörülen proje çerçevesinde 5 bin metrekarelik alanda 7 katlı özel bir bina inşa edilecek. Yaklaşık 15 milyon TL’ye hayata geçecek proje İstanbul Valiliği’nce destekleniyor. Binada, bilişim suçlarının ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla modernleştirilmiş adli bilişim laboratuvarları da yer alacak.

Bilişim yoluyla ve internet üzerinden işlenen suçların teknolojiye paralel olarak her geçen gün konu ve şeklinin değiştiğini söyleyen İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, “Bu tür teknolojik suçlarla baş edebilmenin temel kuralı; suçlu teknolojisinin gerisinde kalmamaktır.” dedi. Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü’nün hazırladığı projelerle sadece İstanbul’da değil, uluslararası boyutta bir marka olmayı hedeflediklerini ifade eden Çapkın, bunun için Avrupa’nın gözdesi olacak bir ‘bilişim üssü’nün kurulmasının ilk adım olacağını belirtti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü’nde faaliyete geçecek merkez ile adlî soruşturmalarda zaman kaybının da önüne geçilecek. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki yerleşkesine inşa edilecek bilişim üssünde 7 gün 24 saat internet izleme merkezi bulunacak. Ayrıca binada yer alacak Bilişim Eğitim ve Tanıtım Merkezi’yle Türk polisinin yanı sıra Ortadoğu ülkelerinin emniyet teşkilatlarına da eğitim verilmesi amaçlanıyor.

Banka ve internet suçları merkezi ve adli bilişim laboratuvarlarının da kurulacağı siber üssünde personel sayısı üç katına çıkarılarak yaklaşık 300 uzman çalıştırılacak. Amaçlarının Ortadoğu ve Balkan ülkelerine de hizmet vermek olduğunu söyleyen Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürü Turan Odabaş, bilişim üssünün bölge ülkelerine de hitap edeceğini söyledi. Bilişim suçlarında en basit ipuçlarının çok büyük bir yapbozun parçası olabileceğini anlatan Odabaş, yarının donanımına bugünden hazırlanmak gerektiğini ifade etti. Halen komşu ülke polislerine değişik eğitimler verildiğini belirten Turan Odabaş, kurulacak bilişim üssüyle bu eğitimlerin daha da artacağını anlattı. Ülkemizin bilişim seviyesini uluslararası standartların da üzerine çıkarılmasını planladıklarını söyleyen Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürü, siber merkezin Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Asya bölgesinin uzmanlığını kanıtlanmış teknoloji merkezi haline geleceğine dikkat çekti.

Kaynak: zaman.com.tr

3 March 2010 at 19:17 - Yorumlar
calimelo civciv
15 milyon TL! Ah bana 1 milyon vereydiler :) Şaka bir yana 300 uzman ne yahu? O kadar adli bilişim uzmanı ...
3 March 10 at 19:27

Asus Eee Keyboard PC

3 March 2010 at 02:16 - Yorumlar

Follow The White Surgeon

2 March 2010 at 20:27 - Yorumlar

Gülhane Askeri Tıp Akademisi

Close
A

Flash required

GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ KOMUTANLIĞI TARİHÇESİ

Türk tıbbına bir asırdan fazla hizmet veren GATA ; Gülhane Askeri Tatbikat Okulu ve Hastanesi adı altında 30 Aralık 1898 tarihinde İstanbul’da Topkapı Sarayı surları içerisinde kurulmuştur.

1941 yılında İstanbul’dan Ankara’ya Cebeci Hastanesi’ne nakledilerek , 12 yıl süreyle faaliyetlerini burada sürdürmüş , 1947 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi ünvanını almıştır.
1953 yılından 1971 yılına kadar Bahçelievler’deki şimdiki K.K.K. lığı binasının bir bölümü olan eski binada hizmet veren GATA ,
1971 yılında Etlik’teki bugünkü modern binalarına taşınmış ve 30 yıldır faaliyetlerini bu kampüste sürdürmektedir.
1971 yılından itibaren GATA Komutanlığı bünyesinde şu değişiklikler meydana gelmiştir :
1977 yılında GATA Komutanlığı bünyesinde Sağlık Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okul Komutanlığı ,
7 Kasım 1980 tarihinde Askeri Tıp Fakültesi ,
25 Kasım 1985 tarihinde Hemşirelik Yüksek Okulu ,
01 Ekim 1992 tarihinde, 2 yıl süreli ön lisans seviyesinde eğitim veren Sağlık Meslek Yüksek Okulu açılmıştır.
21 Nisan 2000 tarihinde T.S.K. Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi hizmete girmiştir.
Gülhane Askeri Tıp Akademisi; 1998 yılında 100 üncü kuruluş yılını kutlamıştır.GATA , yetiştirdiği öğretim üyesi ve uzman hekimleri ile 1909′da İstanbul Tıp Fakültesi’nin , 1945 yılında Ankara Tıp Fakültesi’nin kuruluşuna da önemli katkılarda bulunmuştur.
(devamı..)

27 February 2010 at 01:08 - Yorumlar

Microsoft XP kullanıcıları dikkat!

Microsoft XP kullananlara verilen destek 1 Temmuz’da bitiyor!

haha

Close
BSOD?

Windows Server 2000, Windows 2000 Professional ve Windows XP Service Pack 2 işletim sistemlerini kullananlara verilen destek 1 Temmuz 2010 itibarıyla sona eriyor.

Microsoft, kullanım süresi 1 martta dolan Windows 7 RC’yi kullananları uyardı. Windows 7 RC ile çalışan bilgisayarlar 1 marttan itibaren artık 2 saatte bir sistemi yeniden başlatacak.

Ekim ayında pazara sunulan Windows 7 işletim sisteminin piyasaya çıkmadan önceki son deneme sürümü Release Candidate (RC) için kullanıcılara tanınan süre 1 martta doluyor. Microsoft, Windows 7 RC kullanıcılarının sıkıntı yaşamaması için tam sürüm işletim sistemine geçmelerini öneriyor.

Öte yandan Microsoft;un bazı eski işletim sistemi sürümleri için kullanıcılara tanınan yasal destek süreleri de zaman aşımına uğruyor: Windows Server 2000, Windows 2000 Professional ve Windows XP Service Pack 2 işletim sistemlerini kullananlara verilen destek ise Temmuz 2010 itibarıyla sona erecek.

Bu tarihten itibaren söz konusu işletim sistemleri için güncellemeler ve güvenlik yamaları gibi destekler kesilmiş olacak. Buna karşılık Microsoft tarihinin en uzun süre desteklenen işletim sistemi olan Windows XP SP 2 kullanıcılarının Windows XP Service Pack 3;e yükseltmeleri durumunda kendilerine tanınan destek süresi 2014 yılına uzatılabilecek.

Kaynak: AA

26 February 2010 at 19:54 - Yorumlar

Adli Bilişim Kaynaklar

Kaynak: Andy JONES

Forensics

Close
Forensics

DERNEKLER

The American Society of Crime Laboratory Directors (ASCLD)

www.ascld-lab.org.

The National Center for Forensic Science at the University of Central Florida (UCF)

www.ncfs.org/digital_evd.html.

International Information Systems Security Certification Consortium (ISC2)

www.isc2.org/cgi-bin/index.cgi.

International Society of Forensic Computer Examiners (ISFCE) www.isfce.com/.

ISO 17025 Forensics Laboratory Certification and Accreditation

National Institute of Standards and Technology (NIST) Handbook (HB)

www.nist.gov/.

Scientific Working Group for Digital Evidence (SWGDE)

SERTİFİKALAR

AccessData: www.accessdata.com/Training/TrainAceOver.aspx

Association of Certified Fraud Examiners: www.acfe.com/Membership/become.asp

The International Society of Forensic Computer Examiners: www.isfce.com/

CERT: www.cert.org/certification/

EC–Council: www.eccouncil.org/chfi.htm

Homeland Security Federal Law Enforcement Training Center: www.fletc.gov/training/programs/computer-financial-investigations/technology-investigation/seized-computer-evidence-recovery-specialist-scers

Global Information Assurance Certification: www.giac.org/certifications/security/gcfa.php

Guidance Software: www.encase.com/training/EnCE_certification.aspx

International Association of Computer Investigative Specialists: www.cops.org/certifications

International Information Systems Forensics Association: www.iisfa.org/certification/certification.htm

(devamı..)

26 February 2010 at 00:59 - Yorumlar

Faydalı Bağlantılar (Kime?)

Birebir (ç)alıntı:
http://geschonneck.com/security/forensics

Close
cfs100

BLOGLAR

  • Hogfly’s computer forensics blog
  • Harlan Carvey (the windows forensics guy) Windows Incident Response Blog
  • Jesse Kronblums’ A Geek Raised by Wolves
  • Andreas Schuster (the memory analysis guy) int for(ensic){blog;}
  • Mark McKinnon Computer Forensics/E-Discovery Tips/Tricks and Information
  • Forensic Focus
  • Forensic Computing
  • Security Monkey’s A Day in the Life of an Information Security Investigator
  • Checkmate, a blog on Incident Response and Digital Forensics
  • Bill Ethridge’s World of Replicants
  • Robert Hensing’s Blog about malware analysis and other stuff
  • Joanna Rutkowska and her blog about malware and rootkits
  • Didier Stevens’ blog mainly about computer forensics topics
  • Blogsecurity
  • All about EnScript and EnCase from Lance Muelle: Computer Forensics, Malware Analysis & Digital Investigations
  • Forensic.secure.net
  • A whitepaper which describes several ways to get your code covertly executed in the Windows kernel.
  • Windows event log ID cheat sheet
  • If you want to digg deeper: Undocumented Windows 2000 “Secrets”
  • Microsoft’s Fundamental Computer Investigation Guide For Windows
  • List of Forensics CDs
  • Cellphone forensics work sheet on forensiczone.com
  • Malware Analysis Tool List – A compilation from SANS ISC
  • Cell Phone Forensic Tools: An overview and analysis from NIST
  • Forensic memory dumping intricacies – PhysicalMemory, DD, and caching issues by Arne Vidstrom
  • NIST test results for Hardware Write Block Devices (Main HW testing tool page from NIST)
  • not that fresh but usefull detailed information about SAM issues
  • interesting articels on Windows Incident Response
  • from the United States Secret Service on how to recognize digital evidence: Recognizing Potential Evidence
  • interessting article about iPod forensics
  • Windows Security Logging and Other Esoterica
  • Rootkit.com: The Online Rootkit Magazine
  • computer forensics blog of Andreas Schuster English German
  • Computer Forensics for Lawyers Who Can’t Set the Clock on Their VCR
  • Microsoft Metadata Forensics
  • Mounting disks with Linux’s loopback device
  • background information about CD-R/CD-RW
  • looking for a specific windows eventlog ID?
  • The “Tools proven in court” Question
  • (devamı..)

    25 February 2010 at 23:33 - Yorumlar

    SANS Forensics 2009

    25 February 2010 at 18:31 - Yorumlar

    Hack5: Motorola Droid’in İç Organları

    25 February 2010 at 17:49 - Yorumlar

    Kluzöö

    25 February 2010 at 15:24 - Yorumlar

    iPhone Forensics

    24 February 2010 at 01:31 - Yorumlar

    CF Challange Cevapları

    22 February 2010 at 18:29 - Yorumlar

    Civcivler Toplama ve Çıkarma Yapabiliyor

    Civcivler Faaliyet Esnasında

    Close
    Civcivler Faaliyet Esnasında

    İtalya’nın Padova ve Trento üniversitelerinden bilim adamları, civcivlerin aritmetikten anladığını ortaya koydu.
    Bilim adamları, civcivlerin iki paravanın arkasına yerleştirilen nesneleri “toplayıp-çıkartma” kabiliyetine sahip olduğunu denemeler yoluyla gösterdi. Araştırmanın liderlerinden Lucio Regolin, denemeler sonucunda civcivlerin, hangi paravanın arkasında daha fazla sayıda nesne olduğunu bulmak için “temel aritmetiğe” başvurduklarını belirtti.

    Proceedings of the Royal Society B. dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarında, civcivlerin her zaman, yumurtadan çıkar çıkmaz annelerine yakın kalmaları ya da onu izlemeleri gibi tanıdık nesnelere yakın kalmaya çalıştıkları kaydedildi. Regolin ve meslektaşları denemelerinde, civcivlerin tanıdık bulacaklarını tahmin ettikleri yumurta şeklindeki çikolataların içinden çıkan sarı plastik kutuları kullandı.
    Regolin, bu plastik kutuları, her seferinde bir tane olmak üzere paravanın arkasına saklayarak bir civcivin gözü önünde “kaybettirdiklerini” söyledi. Civciv bu mini matematik sınavını bir kutunun içinden izlerken plastik kutuların 2 tanesinin bir paravanın 3 tanesinin de diğer paravanın arkasına yerleştirildiğini anlatan Regolin, kutusundan serbest bırakılan civcivin, hafızasını kullanarak iki paravandan en çok nesneyi bulundurana gittiğini saptadıklarını ifade etti. Paravanların arkasındaki nesnelerin birinden diğerine geçirilerek sayılarının değiştirilmesinin de bu “aritmetikçi’ civcivleri kandıramadığı kaydedildi.
    Primatların ve maymunların sayabildikleri ve hatta evcil köpeklerin basit toplamalar yapabildiklerinin halihazırda bilindiğini kaydeden uzmanlar, bu çalışmanın, bu kadar genç bir hayvanın, önceden eğitilmeden, bu kabiliyete sahip olduğunu gösterdiğini belirtti.

    Milliyet

    22 February 2010 at 17:36 - Yorumlar

    Mavi Lazer

    21 February 2010 at 09:54 - Yorumlar